dinler arası diyalog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dinler arası diyalog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Gençliği kurtarmak için icad olunan resimli erotik İnciller.

incil
incil

Gazetelerde İncil’i okutma kampanyaları ile ilgili haberler çıkmıştı. Gençler İncil’e, Hıristiyanlığa ilgi duymadıkları için yeni metotlar deniyorlar. Çünkü son 50 yıldır, gençler hızla Hıristiyanlıktan uzaklaşmaktalar.

Sebebi de İncillerdeki çelişkili ifadeler. Çünkü birçok İncil var piyasada. Her biri farklı farklı. Gerçek İncil bir tane olduğuna göre bunların hangisi doğru?

İncilleri okuyanlar manasını anladıkları halde ondan uzaklaşıyorlar. Manasını anlamadıkları halde, Kur’an-ı kerim okuyanların, Müslüman olanların sayısı çığ gibi büyüyor. Bu tespit bizim değil kendilerinin.

Şimdi gelelim haberlerden birine: Resimli incil ile ilgili. İncillerin ‘‘erotik’’ baskısı yapılıyormuş. Sebebi, İncil'i daha çekici hale getirmekmiş. Bunu nasıl yapacaklarını merak ediyorsanız söyleyeyim: Ünlü modellerin fotoğrafları, resimleri konacakmış yeni baskı İncillere.

Kurbanını murdar etme! Fethullah Gülen cemaatine VERME! İslami cemaatlere VER!

nur cemaati
nur cemaati

Fethullah Gülen gizli bir Ermeni, gizli bir Hristiyan ve gizli bir Kardinaldir. Papa tarafından Türkiye'nin gizli kardinali seçilmiştir. Özellikle son yıllarda yaptığı açıklamalar ve aldığı kararlarla bunu kendi kendine ispat etmiştir. Samimi Müslüman kardeşlerimizin, samimi duygular ile ve sırf Allah rızası için yaptığı bağışların, yardımların, verdiği zekat ve kurbanların, tamamen ehli küfrün menfaatine kullanıldığı ve bütün İslam alemine devasa pusular kurulduğu meydandadır. Gülen'in dünyanın çeşitli yerlerinde açtığı okullarına Katolik misyonerler olan Cizvitler aracılık etmiş, önayak olmuşlardır. Dünyanın çeşitli devletleri Gülen'in okullarını CIA'nın paravanı oldukları iddiası ile kapatmışlardır. FBI bile resmi sitesinde Gülen cemaati ile ilişki içinde bulunduklarını itiraf etmiştir. Gülen cemaatinin ortalama olarak beş idarecisinden üçü CIA başta olmak üzere çeşitli istihbarat birimleri ile bağlı haldedir. 

Gülen'in hizmet olarak gösterdiği okullarında gariban ve yardıma muhtaç bir Müslüman evladının elinden tutulduğunu görmek imkansız gibidir. Gülen'in okulları, aldığı bunca yardım, bağış, zekat ve kurbanlara rağmen, öğrencilerinden yüksek meblağlarda ücret almaktadır. Bu yaptıklarına,  İslama ve Müslümanlara hizmet denilemez. Müslümanların inançlarının sömürüldüğü bir ticaret denilebilir. Gülen'in okulları vakıf veya dernek statüsünde değil, şahıslar üzerine kayıtlıdır ve tam bir denetim de mümkün değildir. Bu şekilde bir hizmet de yapılamaz. Verilen yardımların, bağışların, zekatların ve kurban faaliyetlerinden elde edilen gelirlerin ABD ve İsrail'e aktarıldığı KESİNDİR.

Ayrıca pek çok Türkiye'li müslümandan kurban bedeli olarak toplanan paraların karşılığında gerçekten kurban kesilip kesilmediği de meçhuldür. Bu bedellerin karşılığında şahıslara bir makbuz, bir resmi evrak da verilmemektedir. Tanışık olduğumuz ve eskiden Gülen cemaatine mensup olan pek çok kimse, iddia edildiği gibi yurt dışında pek çok ülkede bu kurbanların kesilmediğini, VATANDAŞIN DOLANDIRILDIĞINI ve MÜSLÜMANLARIN DİNİ İNANÇLARININ SÖMÜRÜLDÜĞÜNÜ söylemektedir.


Gülen'in okullarında çoktandır Hristiyanlığın ve Yahudiliğin de hak olduğu, onların da cennetlik olduğu propagandası yapılmaktadır. Gülen'in okulları tam anlamı ile CIA'nın ve Katolik Hristiyan Misyonerlerinin Müslümanlara kurduğu bir pusudur. Rusya'da bu okullardan birine giden bir Rus kadın, Müslüman olmak istediğini söylediğinde "Neden Müslüman olmak istiyorsunuz ki? Hristiyan kalarak da iyi bir insan olabilirsiniz." cevabını almıştır. Güney Afrika'da bu okullardan birinin düzenlediği bir merasimde oranın Müslüman olmak isteyen çocukları için bu cematin oradaki temsilcileri "Bu çocuklar Hristiyan kalsınlar. Hem namaz borçları da olmaz." diyebilmiştir.

Bütün bunların ispatları ve daha ayrıntılı bilgi için şu adrese bakınız: www.GercekFethullahGulen.blogspot.com

| Mehmet Fahri Sertkaya
www.AkademiDergisi.com 

***

SONUNDA İTİRAF ETTİLER: GÜLEN CEMAATİ İSLAMİ BİR CEMAAT DEĞİL!


Gülen Cemaati Dini Cemaat değilmiş!

Nüzulü İsa'yı (Hz. İsa'nın yeniden yeryüzüne indirilmesini) inkar edenler...

hz isa nüzülü
hz isa nüzülü

Nüzulü İsa'yı inkar edenler...

8 -9 sene önce bir ilahiyat profesörü, muhabir arkadaşımıza “Ahir zamanda Hz. İsa’nın inmesi diye bir şey yok” demiş, bu söz gündeme taşınınca, hocamız geri adım atmış, sözünü yemiş ve “Ben böyle bir şey söylemedim” diye ısrar etmişti.


Niye? Çünkü, o zaman böyle inanç meselelerini inkara ortam henüz müsait değildi. Müslümanlardan sert tepki alınıyordu. Hocanın, kendi sözünü inkarının sebebi buydu.
Aradan seneler geçti; başka ilahiyat profesörleri de ekranlarda “Hz. İsa’nın ahır zamanda geleceğini” açıkça inkar etmeye başladılar. Müslümanlar artık tepki de göstermiyorlardı. Öyleyse 8-9 sene önce Hz. İsa’nın geleceğini inkar edip sonra inkarını inkar eden hocamız için çekinilecek bir durum kalmamıştı. Tehlike geçmişti. İnkarına dönebilirdi. Döndü ve 2005’de o da açıkça “Hz. İsa’nın gelmesi diye bir şey yok!” demeye başladı. 

İstisnalar hariç, zamanımızdaki bazı mert(!) ilahiyat profesörü tipi işte b
udur…

Bu tip proflar, inkarlarını hep müsait ortamlarda yapıyorlar. Prof. Mehmet Aydın da “Hz. İsa’nın ineceğini” Eylül 2005’de, Yeşilköy’deki Katolik Kilisesi’nde inkar etmişti.
Bazıları da bu inkarları için geçen hafta Ceviz kabuğu’nda Hulki Bey’in samimiyetini istismar ettiler. İstismar diyorum, çünkü Hulki Bey’in inkarcı bir kişi olmadığını biliyorum. İlahiyat profesörleri “Yok öyle bir şey” diyorlar, o da öyle duyuyor öyle inanıyor. 

Ceviz kabuğu’nda Prof. İbrahim Sarmış, “Hz. İsa’nın inişiyle ilgili 180 civarında hadis var. Hz. Peygamber’in işi gücü yok, sanki Hz. İsa’nın geleceğini söylemiş durmuş” diyor.
Bu zata, “Siz yoksa Peygamberimiz’i dilsiz mi zannediyorsunuz” demek lazım. Peygamberimiz, ümmetine dünya ve ahiretle ilgili bilgileri bütün ayrıntılarıyla vermesin mi? 

Bu profesörümüz bilmiyor mu ki, hadislerin uzunu var kısası var. 180 hadis nedir ki! Peygamberimiz’in, sadece Veda Hutbesi bile tek başına bahse konu olan 180 hadis kadar tutar. İnsanın böyle konuşması için, hadis ilminde sıfır olması lazım. Bu zat, -okumadıysa bile- 300 bin hadisi ezbere bilen nice hadis hafızlarının bulunduğunu da mı duymadı acaba?
Hem Hz. İsa’nın inişini inkar edip hem de ekranda kendilerinin hadis düşmanı olmadıklarını söyleyenlere, Peygamberimiz’in “Ümmetim sapıklık üzerinde birleşmez” hadisini hatırlatırım. Sapıklık üzerine birleşmeyecek olan bu ümmet, ahır zamanda Hz. İsa’nın ineceğine inanagelmiştir. Buna ne buyurulur? Bu ümmet 14 asırdır sapık inançta mı? 

Hadis düşmanı olmadıklarını söyleyenler samimi iseler, inkar ettikleri meselenin bir inanç maddesi olduğunu ve inanç (itikad) kitaplarımızda yer aldığını niçin söylemiyorlar? Ben söyleyeyim: Bile bile, “Bu bir inanç meselesi değildir” diye gerçekleri gizliyorlar.
Açıkça,“Kitaplarda böyle yazıyor ama, ben inanmıyorum”deseler ya! Demezleeer!
Yeşilköy’deki Katolik kilisesinde, “Bu mesele sadece Hıristiyanlıkta bir inanç meselesidir, İslamda değil” diyen Prof, Mehmet Aydın’a, “Söylediğiniz yanlıştır. Aksine, bu mesele itikad kitaplarımızda yer almaktadır” dediğimde gücü sadece susmaya yetmişti.

Kim bu Hüseyin Gülerce? Neye kime hizmet ediyor?

Hüseyin Gülerce
Hüseyin Gülerce

Adam sözde Müslümanlara hitap eden, tersinden okunduğunda adı NAMAZ olan gazetenin ve Gülen cemaatinin etkili ve yetkili ismi... Hüseyin Gülerce...

Ama kimliğinde Musevi yazan bir işadamı öldüğünde ardından "rahmetli" diyebiliyor.. Daha mı ne yapıyor? Okuyun görün...

Müslümanları İslamiyet'ten uzaklaştırdık. Şimdi sıra Dinler Arası Diyalog'da

Diyalog
Diyalog

Misyonerlerin İtirafı

Vatikan ve Kiliseler Birliği adına "Dinlerarası Diyalog" fikrini ortaya atan misyonerler teşkilâtının lideri Louis Massıgnon'un Misyonerler Zirvesi'nde yaptığı konuşma aynen şöyledir:

Gâvura 'Sen böyle iyisin. Gâvur kal.' diyen Fethullah Gülen

Fethullah Gülen
Fethullah Gülen

Samanyolu Televizyonu’nun 21 Nisan Salı günkü haberinde, Ukrayna’da yayınlanan Favorit isimli mecmuanın Fethullah Hoca ile yaptığı bir röportajdan bahsedildi.

Haber şu başlıkla verildi: DİYALOG ÇALIŞMALARI... GÜLEN UKRAYNA GÜNDEMİNDE... FAVORİT DERGİSİ’NE KAPAK OLDU.


Fethullah Hoca ile ilgili bu haber STV’de verildiği için üzerinde durmaya değer. Habere göre Fethullah Hoca, derginin “Hazreti İsa’nın kişiliği İslam dininde nasıl yorumlanmaktadır?” sorusuna verdiği cevabın bir bölümünde şöyle demiş:

“..... Hz. İsa’ya, Hz. Musa’ya, Hz. Davud’a, Hz. Süleyman’a, Hz. İbrahim’e, kısaca herhangi bir peygambere, bunun gibi İncil’e, Tevrat’a, Zebur’a inanmayan bir kimse asla Müslüman olamaz; bunlardan birine bile inanmamak, kişiyi İslâm dairesinin dışına çıkarır. Bundan dolayıdır ki, İslâm, kendinden önceki İlâhî gelenekleri asla dışlayıcı olmamış, onları kucaklamış, birinci sorunun cevabında arz edilmeye çalışıldığı üzere, onların mensuplarını Ehl-i Kitap olarak telâkki etmiş, kendilerine ona göre davranmıştır.”
Hususiyle dikkat edilmesi için bazı satırların altını çizdim. Gördüğünüz gibi, “İslâm, kendinden önceki İlâhî gelenekleri asla dışlayıcı olmamış,” denilmektedir. Hoca, önce bazı peygamberlerden ve hak kitaplardan bahsettikten sonra, “İlâhî dinler” demiyor da, “İlâhî gelenekler” diyor.
Ancak, Âdem Aleyhisselam’dan beri “İlâhî gelenekler” diye de “İlâhî dinler” diye de bir şey yok, sadece “İlâhî din” vardır o da İslamdır. Çünkü; Allah bir, dini de birdir. Allah’ın -hâşâ- insanların inanmalarını istediği birbirine uymayan ayrı ayrı dinleri yoktur. Kur’an-ı Kerim’in beyanı açık: “Allah indinde din, İslamdır.” (Âl-i İmran sûresi, âyet: 19)

Gerçek böyle olduğu halde, “İslâm, kendinden önceki İlâhî gelenekleri asla dışlayıcı olmamış,” sözünden ne anlayacağız? Eğer “Hıristiyanlığı ve Yahudiliği dışlamamıştır” denilmek isteniyorsa, bunun yanlışlığı ortadadır. Çünkü bu isimleri taşıyan hak bir din yoktur. Yahudilik, Hazreti Musâ’nın tebliğ ettiği hak dinin bozulmuş şeklinin adı, Hıristiyanlık ise Hazreti İsa’nın tebliğ ettiği hak dinin bozulmuş şeklinin adıdır. İslam/Kur’an, bunları dışlamamış değil, tamamıyla dışlamış, mensuplarının da kâfir olduğunu açık açık beyan buyurmuştur. Onun için Peygamberimiz onları İslam/imana çağırmıştır.

Hoca’nın, yukarıdaki sözlerle ne demek istediğini, Favorit Dergisi’nin sorusuna verdiği cevabından anlıyoruz. Fethullah Hoca diyor ki:

“Odessalı Hıristiyanların ise elbette rehberleri, din büyükleri vardır ve onlara söylenmesi gerekeni söylemektedirler. Bir Müslüman, yani dinlerin temel birliğine inanan biri olarak, onların söylediklerinin bir Müslüman’ın söylediğinden ve söyleyeceğinden farklı olacağını düşünmüyorum. Hz. İsa gibi, bizim nazarımızda ülü’l-azm, yani tarih boyu gelmiş peygamberler arasında en büyük beş peygamberden biri olan bir zatın ardından gitmek, onu takip etmek, yapılabilecek en güzel şeylerdendir.”
Bu sözler karşısında söyleyeceklerimizi söyleyelim:

Dinler Arası Diyalog ihanetinin kilit isimlerinden; Mehmet Aydın kimdir?

Mehmet Aydın
Mehmet S Aydın


Mehmet S. Aydın, 1943 yılında Elazığ’da doğdu. 1966 yılında Ankara İlahiyat Fakültesinden mezun oldu. 1967 yılında Felsefe alanında öğrenim almak İngiltere’ye gitti. 1984 yılında profesör olarak Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesine atandı. 2002 yılında yapılan genel seçimlerde İzmir milletvekili olarak parlamentoya girdi. Eserleri; Din Felsefesi, Âlemden Allah’a, İslam Felsefesi Yazıları, Islam en Dialog, İslam’ın Evrenselliği. Mehmet Aydın, bugün Medeniyetler İttifakı denen projeyi yürütmektedir.

Mehmet Aydın, 2. Din Şurasındaki konuşmasında şunları söylemiştir: 

Hristiyan ve Yahudiler, cennete asla giremeyecekler

Hristiyan ve Yahudiler, cennete asla giremeyecekler
Hristiyan ve Yahudiler, cennete asla giremeyecekler



Kur'ân-ı Kerîm'de, Ehl-i kitab tâbiri muharref (aslından bozulmuş, değiştirilmiş) de olsa, Tevrat, Zebur ve incil'i kabul eden Hıristiyan ve Yahudileri diğer müşriklerden ayırmak için kullanılmıştır.

Hıristiyan ve Yahudilerin cennete girecekleri iddiası Kitap (Kur'ân-ı Kerîm), Sünnet ve icmâa(ümmetin ittifak edip, cem oluşuna) uymadığı gibi onlarla tezâd teşkil etmektedir.

Cenâb-ı Hakk (c.c.) Yahudi ve Hıristiyanların kâfir olduklarını ve ebedî olarak Cehennem'de kalacaklarını, Kur'ân-ı kerîm'de şüpheye mahal bırakmayacak şekilde beyân buyurmaktadır. Şöyle ki (meâien): 


"Yahudiler 'Uzeyr Allah'ın oğlu' dediler, Nasrânîler(Hristiyanlar) de 'Mesih Allah'ın oğlu' dediler, bu onların ağızlarıyla söyledikleri sözleri ki önceden küfredenlerin sözlerine benzetiyorlar, Allah kahredesiler nasıl da saptırıyorlar." (Sûre-i Tevbe, 30) ve 

"Elbette küfretti (kâfir oldu) "Allah Meryem'in oğlu Mesih'tir" diyenler. Hâlbuki, Mesih şöyle demişti: "Ey Benî israil! Ancak Allah'a ibâdet ediniz. Muhakkak ki o, benim de rabblm, sizin de rabblnlz. Allah'a kim şirk koşarsa, Allah ona cennetini haram etmiştir ve varacağı yer ateştir... ve, zâlimlerin yardımcısı yoktur. Elbette küfretti (kâfir oldu "Allah üçün üçüncüsü" diyenler. Hâlbuki, bir tek İlâhtan başka İlâh yok... (Sûre-i Maide, 72/73)

Esasen Yahudilerin "Uzeyir Allah'ın oğludur" sözleri, Hıristiyanların da "Mesîh (Hz. Isa) Allah'ın oğludur" ve "Allah üçün üçüncüsü" sözleri şirktir. Bu İtikâdda(inanışta) olan Yahudi ve Hrlstlyanlar Allah'a şerik/ortak isnâd ettikleri için müşrikdirler, (Fahruddîn Râzî, Tefsîr-i Kebîr/Mefâtîhu'l-gayb)

Allah'a ve Rasûlü'ne nasıl îmân edileceğini Cenâb-ı Hakk (meâlen) şöyle beyân etmiştir: 

"İmdi onlar sizin İmân ettiğiniz gibi îman ederlerse muhakkak hidâyete ermiş olurlar..."(Sûre-i Bakara, 137), ve 

"Muhakkak o kimseler ki, Allah'ı ve onun peygamberlerini inkâr ederler va Allah (c.c.) ile peygamberlerinin aralarını ayırmak isterler va bâzısına İman eder ve bâzısını inkâr ederler ve bunun arasında bir yol tutmak İsterler. İşte gerçekten kâfir olanlar onlardır. Biz de kâfirler İçin alçaltıcı olan bir azap hazırlamışızdır." (Sûre-i Nisa, 150/151)


Malûm olduğu üzere Yahudiler; Hz. isâ ve Hz. Muhammed aleyhlsselâma İmân etmedikleri gibi; Hıristiyanlar da Hz. Mûsâ ve Hz. Muhammed aleyhisselâma İmân etmemektedirler.

Bu husûsda Elmalılı Hamdi Yazır diyor ki: "Velev bir rasûlü olsun diğerlerinden ayırıp İnkâr etmek mâhlyet-i risâleti inkâr etmektir. Mâhiyet-i risâleti inkâr etmek bütün Peygamberleriyle beraber Hakk Teâlâ'yı inkâr etmekdir," (Hak Dini Kur'ân Dili, 2/1144)

Ehl-i sünnetin icmâ ve ittifakına göre; hem kâfirler, hem de müşrikler "muhalled fin-nâr" dırlar, yâni cehennemde ebedî olarak kalacakladır. Cehennem ebedî olduğu gibi, cennet ehli de ebedîdir. (Merahu'l-Meâli fi Şerhi'l- Emâlî, 79/80)

Bunun aksini iddia edenin dînden çıkacağına icmâ vardır. (Mevsûat'ûl- İcmâ fi'l- fıkhi'l- islâmî, 2/865)

Dikkat Misyoner Var!

fethullah gülen vaazları
fethullah gülen vaazları

Misyonerlerin, müslümanların inançlarını bozmak için takip ettikleri metodlardan bâzıları:

1 - "İslâm ibâdet dînidir, dünyâya âit meselelerle alâkadar olmaz" inancını yerleştirmek. İslâm dîni; îtikâd (inanç), ahlâk, ibâdet, muamelat, ukûbât müeyyidelerden müteşekkil bir bütündür. Böylece dînin sâdece ibâdet kısmı alınarak diğer kısımlarını yok saymak.

2- Gizli-âşikâr şu dört şeyi yaymak: İçki, kumar, zina ve domuz eti. Bu maksatla "insan müptelâ olmadıkça, hoş vakit geçirmek için, biraz kumar oynamanın ve sarhoş etmeyecek kadar içki içmenin herhangi bir mahzuru yoktur" derler.

Halbuki Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdu ki: "Çoğu sarhoş edenin azı da haramdır."

3- "Peygamberlerin İslâm'dan kastının, mutlak din olduğu, Hıristiyanlık, Yahudilik gibi dinlerin de ona ulaştıracağı" bozuk fikrini yerleştirmek. Cennete gitmek için, Allah'a inanmanın kâfî geleceğini; peygamberlere îmânın şart olmadığı fikrini yayarak peygamberleri ve husûsî ile bizim peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafâ'yı (s.a.v.) devre dışı bırakmaya çalışmak.

4- Müslümanların inanç esaslarına bid'atler(İslama sonradan sokulan bozuk inanışlar) sokup, islâm'ı gericilik ve terör dîni olmakla itham etmek.

5- "Dînde zorlama yoktur" diyerek, bilhassa kadınlara, hürriyet sevdası aşılamak ve emr-i bi'l-mârûf, nehy-i ani'l-münker vazîfesini (iyiliği emredip kötülükten men etmek vazifesini) unutturmak.

Yeni Osmanlıcılık BOP demektir, Başımıza Kukla Halife Geçirecekler

Yeni Osmanlıcılık BOP demektir, Başımıza Kukla Halife Geçirecekler


Yepyeni Bir Osmanlıcılık

Osmanlı devletini Jöhn Türkler, Yeni Osmanlılar ile yıktılar. Tanzimat bir yenilik hareketiydi. Keza Birinci ve İkinci Meşrutiyet.

Şu günlerde yeni bir Osmanlıcılık çıktı. Laf olarak, slogan olarak... Bu Osmanlıcılığın Büyük Orta Doğu Projesi ile bağlantılı olduğunu sanıyorum.

Peki nerede çıkıyor, nereden geliyor bu Osmanlıcılık? Bizim içimizden mi çıkıyor, yoksa ithal malı mı?

Sakın bu yeni Osmanlıcılık Tel Aviv'de, Washington'da, diğer Siyonist ve Haçlı merkezlerinde imal edilip bizde pazarlanmasın?


Kulağı delik olan, kendilerinde biraz sezgi bulunan Müslümanlar; Siyonistlerin, Haçlıların, emperyalistlerin, sömürgecilerin İslâm dünyasının başına evcil, bağımlı, fantoş bir Halife getirmek istediklerini, bunun için kademe kademe hayata geçirilecek bir plan yaptıklarını duymuşlardır.

Müslümanlar uyanıyorlar, önünde sonunda bir Halife seçecekler, birleşmek isteyeceklerdir. Biz onlardan önce davranalım, bize bağımlı bir Halife seçelim, bu Halife onların birleşmeleri için değil, BOP'un öngördüğü gibi parçalanmalarını, Balkanlaşmalarını sağlasın...

Müslüman oldum, Gerek Yoktu dediler,bunlar Misyonerlik yapıyorlar


misyoner
misyoner

Rus Emine ve Bazı Müslümanlar,

Sovyetlerin dağılmasından sonra Rusya’ya giden ve şu anda Nijninograt şehrinde ticarethane işleten bir arkadaşımın ağzından.

Hadise, arkadaşımın Müslüman arkadaşıyla onun sonrada olan, 20-22 yaşlarında Emine ismindeki hanımıyla ilgili. Emine ismini, Peygamberimiz’in annesinin ismi olduğu için özellikle seçmiş. Emine’nin kocası Tataristan’ın Kazan şehrinden ve Moskova müftülüğüne bağlı Moskova (İslâmî) İlahiyat okulundan mezunmuş.

Arkadaşımın anlattıkları:

“Bu ilahiyat mezunu Rusyalı arkadaşım, bir gün bizim dükkâna geldi.
Yanında da bizim Müslüman hanımların kapandığı şekilde kapalı genç bir hanım vardı. Rusya’da o şekilde giyinen bir hanım yok gibidir. Öyle İslâmî bir kıyafetle görünce memnun oldum ve ayrıca ilgi ve hürmet
gösterdim.

Cesaretiniz var mı? Şu dinler arası diyaloğu ehline soralım?

Cesaretiniz var mı? Şu dinler arası diyaloğu ehline soralım?


Muhterem Diyalogçu kardeşime... Selamdan sonra... Bendeniz isim vererek hiçbir şahsı ve cemaati suçlamam. Tenkitlerim anonimdir. Yazılarımdaki suçlamaları üzerinize almış ve sorularımı, ithamlarımı cevaplandıracak yerde mukabil hücuma geçmişsiniz. Size tekrar çok açık ve seçik şekilde soruyorum:


Birinci soru: Bir tv kanalında bir Alman Diyalog programı yapıyor. Başlangıçta ekranda Sultanahmet Camii görünüyor. Onun arka planından bir haç yükseliyor yükseliyor, camiden büyük hale geliyor. Böyle bir şeyi İslam dini, Tevhid akidesi kabul eder mi? Bunun te'vili var mıdır? Lütfen samimi olunuz ve açık cevap veriniz.

İkinci soru: Mardin'de tarihi Kasımiye medresesinde Dinlerarası Diyalog (veya festival) yapılıyor. Çeşitli kiliselere mensup papazlar, patrikler... Diyanet'in bir müftüsü... Çanlar çılgınca çalınıyor, aynı zamanda Ezan'lar okunmaya başlıyor. Medresenin avlusunda bir havuz var, ortasında tahtadan derme çatma bir köprü yapılmış. Çanlar çalar, Ezan'lar okunurken papazlar ve müftü cenapları tantana ile oradan geçiyorlar. Rivayete göre o köprü Sırat köprüsünü temsil ediyormuş ve üç dinin mensupları oradan geçip Cennet'e giriyormuş... Böyle bir rezalet 1400 yıllık İslam tarihinde görülmüş müdür?


Üçüncü soru: Bir cemaatin gazetesinde "Ehl-i Kitab ile Amentü'de İttifakımız Var" başlıklı bir Diyalog yazısı çıkıyor. Özeti şu: Ehl-i Kitab ile Allah'a, Peygamberlere, ilahi kitaplara iman konusunda birlik halindeymişiz... Şimdi soruyorum: Biz Müslümanlar Tevhid inancına, Hıristiyanlar Teslis inancına bağlıyız. Tevhid ile Teslis birbiriyle bağdaşır ve uyuşur mu?.. Ehl-i Kitab Hz. Muhammed aleyhissalatü vesselamın peygamberliğine, davetine inanmıyor, onu tekzib ediyor. Peki onlarla peygamberlik konusunda nasıl ittifak etmiş oluyoruz? Yine onlar Kur'an-ı Kerimi kabul etmezken, İlahi kitaplar konusunda nasıl birlik olabiliriz? Lütfen zırva te'villeri bırakalım, mertçe cevap verelim.

Fethullah Gülen Soruya Cevap Vermek Yerine Kaçmayı Tercih Etti... Gülen'e Şok Soru;

Fethullah Gülen Soruya Cevap Vermek Yerine Kaçmayı Tercih Etti... Gülen'e Şok Soru;


Kahvaltı ortamında gerçekleşen görüşmede Cüneyt Özdemir'in sorduğu şok edici soru Fethullah Gülen'i kahvaltı masasından kaçırdı. Ve bu soru görüşmeyi bitiren soru oldu.

Gülen ABD Pensilvanya’da yaşadığı 110 dönümlük göletli çiftliğinde, Türkiye’den dört gazeteci ile görüştü. Haber Türk gazetesi yazarı Serdar Turgut, CNN Türk Yayın Danışmanı Ferhat Boratav, 5N+1K programı yapımcısı Cüneyt Özdemir ile Zaman gazetesi yazarı Bejan Matur.

Kahvaltı ortamında gerçekleşen görüşmede Cüneyt Özdemir’in sorduğu şok edici soru Fethullah Gülen’i kahvaltı masasından kaçırdı. Ve bu soru görüşmeyi bitiren soru oldu.

Fethullah Gülen’in yaşadığı çiftlik daha önce Hiristiyan yaz kampı olarak kullanılıyormuş. Şimdi Fethullah Gülen cemaati kullanıyor..!

Time dergisinde Nisan 2010’da yayımlanan bir yazıda Fethullah Gülen’in ilk çalışanlarının da Hıristiyan misyonerler tarafından eğitildiği açıklanmıştı.

İşte o satırlar:

Dinler arası diyaloğu misyoner cemaati olarak yapıyoruz

Dinler arası diyaloğu misyoner cemaati olarak yapıyoruz


1964 yılında 2. Vatikan Konsilinde kurulan ‘Hıristiyan Olmayanlar Sekreteryası’nın 1973 yılında, sekreterlik görevine getirilen Pietro Rossano, Sekreterya’nın yayın organı Bulletin’deki bir yazısında şunu belirtiyordu:

“Diyalogdan söz ettiğimizde, açıktır ki bu faaliyeti, Kilise şartları çerçevesinde misyoner ve İncil’i öğreten bir cemaat olarak yapıyoruz. Kilise’nin bütün faaliyetleri, üzerinde taşıdığı şeyleri yani Mesih’in sevgisini ve Mesih’in sözlerini nakletmeye yöneliktir. Bu sebeple diyalog, Kilise’nin İncil’i yayma amaçlı misyonunun çerçevesi içinde yer alır.”

Pietro Rossano, ayrıca diyaloğun şartlar gereği ortaya çıktığını, İseviliği ilk yayan Havarilerin metodu olduğunu şöyle ifade etmektedir:
“Kilisenin henüz bulunmadığı yerlerde tesis edilmesi için yapılan bir faaliyet olarak anlaşılan misyon, artık diyalog olmadan başarıya ulaşamaz.”

1984 yılından beri “Hıristiyan Olmayanlar Sekreteryası”nın başkanlığını yapan Kardinal Francis Arinze ise, geçmişten bugüne gelinen noktayı anlatırken bunun Kilisenin bir misyonu olduğunu ifade etmektedir:

“Papa VI. Paul’ün vizyonu gerçekleşmektedir. Çünkü dinlerarası diyalog, Kilise misyonunun normal bir parçası olarak görülmektedir” (Bulletin, 59/XX – 2, 1985, 124).

İpin Ucu Kimin Elinde? Diyalog, Kukla Oynatılan Tiyatrodur.

İpin Ucu Kimin Elinde? Diyalog, Kukla Oynatılan Tiyatrodur.

Dinlerarası Diyalog, hakkında lehte, aleyhte çok şey yazıldı çizildi. Diyalogla yapılmak istenenlere herkes kendine göre bir yorum getirdi. Dinlerarası diyaloğu farklı bir açıdan yorumlayanlardan biri de Sayın Ali Eren’dir. Sayın Eren’in yorumu şöyle:
“İpin ucu başkalarının elinde; biz de Karagöz. Onlar yazmış, biz oynuyoruz: “Diyalog ve hoşgörü” oyunu… Adamlar taa 1965’te“Diyalog, misyonerliğin yeni bir tarzıdır” diyorlardı. Anadolu bizim elimizde olduğu için, “İçimiz yanıyor” diyorlar. “Mukades vatanımız, Müslüman Türklerin istilası altındadır” demekten de çekinmiyorlar. Bize bakışları bu… Daha ne desinler? “Anlayın artık” diye kafamıza tokmakla mı vursunlar?


***


Birkaç senedir bir diyalog ve hoşgörüdür, ısrarla sürdürülüyor. Buna birkaç gün önce de şanlıurfada devam edildi. Organizesini de Zaman gazetesi ve Fethullah Gülen’in onursal başkanı olduğu Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı yapıyor. Şimdi, “Bunda şüphelenecek ne var? Organize eden zaten belli kimseler” derseniz, ben de size “Peki bunu başlatanın kim olduğunu biliyor musunuz?” diye sorarım. (Kim olduğunu aşağıda okuyacaksınız.) Hem de bir işi kimin yaptığına değil, yapılan işe bakmak gerekir.

Dinler Arası Diyalog Vatikan'ın Tuzağı...

Dinler Arası Diyalog Vatikan'ın Tuzağı...


Dinler arası diyalog ve misyonerlik araştırmalarıyla bilinen Ondokuz Mayıs Üniversitesi Dinler Tarihi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mahmut Aydın, dinler arası diyalog oyununa karşı Müslümanlar'ın uyanık olmasını isteyerek,

"Dinlerarası diyaloğu ortaya çıkaran 2. Vatikan Konsili belgesinde İslâmiyet'e yer verilmiyor. Dinlerarası diyaloğun bizimle bir ilgisi yok" dedi.

Doç. Dr. Mahmut Aydın, Hıristiyanlar'ın, özellikle Katolik ve Protestanların 19. yüzyılda bütün dünyanın Hıristiyanlaşacağına inandığını, 19. yüzyıl bittiğinde hiç de öyle bir hedefe ulaşamadıklarını söyledi. Aydın, bunu gören Katolik Kilisesi'nin kendisine

"Biz nerede yanlış yaptık? Ekonomik güce rağmen neden Hıristiyanlığı yaygınlaştıramadık?"

sorularını sorduğunu ve bu soruların ardından dinlerarası diyaloğun doğduğunu kaydetti.

1962-1965 yılları arasında 2. Vatikan Konsili'nin düzenlendiğini, bu konsilden Müslümanlar ile ilgili olumlu bir karar çıkarma düşüncesi bulunmadığını ifade eden Aydın, "


Bu konsili toplayan Kardinal Bea, Yahudiler ile ilgili olumlu bir rapor hazırlanmasını istedi. Hazreti İsa'yı öldürmekten sorumlu tuttukları ve Nazi soykırımı da dahil eziyet yaptıkları Yahudiler ile aralarında iyi ilişkiler kurma düşüncesi doğdu." diye konuştu.

Hadis Ayıklama Fırkası - Dinimiz içten yıkılmak isteniyor

Hadis Ayıklama Fırkası - Dinimiz içten yıkılmak isteniyor

Gelecekte ilm-i kelam alimleri yazacak, birkaç yıldan beri Türkiye'de "Hadis Ayıklama Fırkası" adını verebileceğimiz bozuk bir bid'at fırkası zuhur etmiştir.

Bu fırkanın ABD ve AB tarafından desteklendiğini sanıyorum.

Gayeleri şudur:

Resulullah'ın (salat ve selam olsun ona) on binlerce hadisini, yeni ölçülere ve kıstaslara (kriterlere) göre incelemek ve bunlardan istenilmeyenleri ayıklamak.

Bilindiği gibi Haçlı ve Siyonist dünya İslam'ın bazı inanç, hüküm ve değerlerinden son derece rahatsızdır ve bunların yürürlükten/tedavülden kaldırılmasını istemektedir.

Onlar neler istiyor:

1. Zinanın suç sayılmamasını istiyor.


2. Ailede mutlak şekilde kadın erkek eşitliği istiyor.

Milyonlarca Müslümanın İmanları Tehlike Altındadır!

Milyonlarca Müslümanın İmanları Tehlike Altındadır! Vatikan Boş Durmuyor..
Fethullah Gülen eli ile Dinler Arası Diyalog maskesi altında kurulan tuzaklar devam ediyor..

İslam dininin sabiteleri (değişmez hükümleri ve değerleri) vardır. Bunlardan biri de İslam'ın değişmezliği prensibidir.

İslam'da reform, değişiklik, yenilik olmaz, yapılamaz. Böyle bir şey İslam'ı tahrif etmek demektir.

Siyonistler, Haçlılar, Kriptolar büyük paralar ve gayretler harcayarak İslam'da yenilik, reform, değişiklik yapılmasını istiyor.

Ortaya yeni hükümler, yeni değerler çıkartıyorlar.

Kur'ana, Sünnete ve on dört asırlık icma-i ümmete göre, Allah katında tek hak din İslam'dır. Onlar bunu değiştirmek ve yerine "Yahudilik ve Hıristiyanlık da haktır" hükmünü getirmek istiyorlar.

İslam, zuhurundan bu yana tek "İbrahimi dindir". Onlar bunu da değiştirmek, yerine "Üç ibrahimi din vardır" inancını ve hükmünü koymak istiyorlar.

Said-i Nursi'nin "Müslüman İseviler" iddiası ve kavramı bir TUZAKTIR...

Said-i Nursi'nin "Müslüman İseviler" iddiası ve kavramı bir TUZAKTIR...

Sual: (Hazret-i İsa, kıyamete yakın yeryüzüne inecek, teslis inancını kaldıracak, hakiki Hıristiyanlığı getirecek, Hıristiyanlıkla İslamiyet’i yaklaştıracak, böylece İsevi Müslümanlar ortaya çıkacaktır) deniyor. İsevi Müslüman olur mu? Yani ahir zamanda, iki dinli insanlar mı çıkacak?
CEVAP
Hayır, İsevi Müslüman veya Müslüman İsevi olamaz!

Sütlü idrar veya idrarlı süt denmez, ikisi de necistir. Bu ifade, Müşrik Müslüman veya Temiz necaset yahut Namuslu fahişe tabirine benziyor. Bunlardan biri kötü ise, ötekini de kötü eder. Biri necis ise veya kâfir ise ikisi de, aynı hükme girer.

Kâfirlik kelime oyunlarıyla gizlenmeye çalışılıyor. Süte idrar karıştırınca, bunu İdrarlı süt diye övmekle, İsevi Müslüman demek arasında ne fark vardır ki?


Bir Hıristiyan, İsevi Müslümanım veya Müslüman İsevi’yim demekle Müslüman olmuş olmaz. Dinine, putuna zarar vermez, dinden çıkmış olmaz. Yani bir gayrimüslim, ben Müslümanım dese de Müslüman olmuş olmaz. Fakat bir Müslüman şakadan bile, ben Hıristiyanım dese, onun kâfir olacağı fıkıh kitaplarında yazılıdır. Yani, Müslüman İsevi’yim diyen, kâfir olduğu gibi, Müslüman Musevi’yim diyen de kâfir olur.

Musevilik ve İsevilik hiç bozulmamış olsa bile yahut hakiki halini getirme imkânı olsa da, onlarla amel etmek caiz olmaz. Çünkü İslamiyet’in gelmesiyle, eski dinlerin hepsi nesh edildi yani yürürlükten kalktı. Eski dinlerin kiminde içki haram değildi, kiminde iç yağı haram idi. Kiminde yakın akraba ile evlenmek caiz idi. Bunların hepsi nesh edildi; yalnız İslamiyet ile amel etmek emredildi. Üç âyet-i kerime meali:
(Allah indinde hak din yalnız İslam'dır.) [Al-i İmran 19]

Dinler Arası Diyalog Tuzağını Başlatan Said Nursi mi?

Dinler Arası Diyalog Tuzağını Başlatan Said Nursi mi?


Dinler Arası Diyalog Tuzağını Başlatan Said Nursi mi?

"Müslüman İseviler" tabiri Said Nursi'nin uydurduğu bir kelime oyunudur.

Şu anda yaşayan tek bir İSEVİ yani İsa peygamberin dinine tabi olan kişi yok ki bir de bunlar zamanımızda veya ileri de Müslüman İseviler olsunlar?

Varsayalım ki İsevilik bozulup Hristiyanlığa dönüşmedi ve aslı duruyor olsun.. Yine bunlar Müslüman bilinemezler çünkü İsa peygamberin getirdiği hak kitap olan İNCİL in hükmü kalktı. Herkes Kuran'a ve Peygamberimize tabi olmak zorunda.. Peygamberimiz ashabına "Vallahi Musa gökten aranıza inse de siz beni bırakıp ona tabi olsanız dalalete sapmış olursunuz" buyurmuştur.

Sonra Kuran'ı ve peygamberimizi kabul etmeyen bu Hıristiyanlar ola ki hidayet bulup Kuran'a tabi olduklarında da bunlara Müslüman İseviler değil sadece Müslüman denir. İlla başka bir dinden İslam’a döndüklerine işaret edecek bir kelime kullanılacaksa Hristiyanlıktan ihtida eden (hidayet bulan) Müslümanlar denir.. Muhtedi denir.. Tarih boyunca böyle dendi, hidayet bulup İslam’la şereflenenlere…

Bu güne değin en çok tıklanılanlar