Fethullah Gülen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fethullah Gülen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kurbanını murdar etme! Fethullah Gülen cemaatine VERME! İslami cemaatlere VER!

nur cemaati
nur cemaati

Fethullah Gülen gizli bir Ermeni, gizli bir Hristiyan ve gizli bir Kardinaldir. Papa tarafından Türkiye'nin gizli kardinali seçilmiştir. Özellikle son yıllarda yaptığı açıklamalar ve aldığı kararlarla bunu kendi kendine ispat etmiştir. Samimi Müslüman kardeşlerimizin, samimi duygular ile ve sırf Allah rızası için yaptığı bağışların, yardımların, verdiği zekat ve kurbanların, tamamen ehli küfrün menfaatine kullanıldığı ve bütün İslam alemine devasa pusular kurulduğu meydandadır. Gülen'in dünyanın çeşitli yerlerinde açtığı okullarına Katolik misyonerler olan Cizvitler aracılık etmiş, önayak olmuşlardır. Dünyanın çeşitli devletleri Gülen'in okullarını CIA'nın paravanı oldukları iddiası ile kapatmışlardır. FBI bile resmi sitesinde Gülen cemaati ile ilişki içinde bulunduklarını itiraf etmiştir. Gülen cemaatinin ortalama olarak beş idarecisinden üçü CIA başta olmak üzere çeşitli istihbarat birimleri ile bağlı haldedir. 

Gülen'in hizmet olarak gösterdiği okullarında gariban ve yardıma muhtaç bir Müslüman evladının elinden tutulduğunu görmek imkansız gibidir. Gülen'in okulları, aldığı bunca yardım, bağış, zekat ve kurbanlara rağmen, öğrencilerinden yüksek meblağlarda ücret almaktadır. Bu yaptıklarına,  İslama ve Müslümanlara hizmet denilemez. Müslümanların inançlarının sömürüldüğü bir ticaret denilebilir. Gülen'in okulları vakıf veya dernek statüsünde değil, şahıslar üzerine kayıtlıdır ve tam bir denetim de mümkün değildir. Bu şekilde bir hizmet de yapılamaz. Verilen yardımların, bağışların, zekatların ve kurban faaliyetlerinden elde edilen gelirlerin ABD ve İsrail'e aktarıldığı KESİNDİR.

Ayrıca pek çok Türkiye'li müslümandan kurban bedeli olarak toplanan paraların karşılığında gerçekten kurban kesilip kesilmediği de meçhuldür. Bu bedellerin karşılığında şahıslara bir makbuz, bir resmi evrak da verilmemektedir. Tanışık olduğumuz ve eskiden Gülen cemaatine mensup olan pek çok kimse, iddia edildiği gibi yurt dışında pek çok ülkede bu kurbanların kesilmediğini, VATANDAŞIN DOLANDIRILDIĞINI ve MÜSLÜMANLARIN DİNİ İNANÇLARININ SÖMÜRÜLDÜĞÜNÜ söylemektedir.


Gülen'in okullarında çoktandır Hristiyanlığın ve Yahudiliğin de hak olduğu, onların da cennetlik olduğu propagandası yapılmaktadır. Gülen'in okulları tam anlamı ile CIA'nın ve Katolik Hristiyan Misyonerlerinin Müslümanlara kurduğu bir pusudur. Rusya'da bu okullardan birine giden bir Rus kadın, Müslüman olmak istediğini söylediğinde "Neden Müslüman olmak istiyorsunuz ki? Hristiyan kalarak da iyi bir insan olabilirsiniz." cevabını almıştır. Güney Afrika'da bu okullardan birinin düzenlediği bir merasimde oranın Müslüman olmak isteyen çocukları için bu cematin oradaki temsilcileri "Bu çocuklar Hristiyan kalsınlar. Hem namaz borçları da olmaz." diyebilmiştir.

Bütün bunların ispatları ve daha ayrıntılı bilgi için şu adrese bakınız: www.GercekFethullahGulen.blogspot.com

| Mehmet Fahri Sertkaya
www.AkademiDergisi.com 

***

SONUNDA İTİRAF ETTİLER: GÜLEN CEMAATİ İSLAMİ BİR CEMAAT DEĞİL!


Gülen Cemaati Dini Cemaat değilmiş!

Kim bu Hüseyin Gülerce? Neye kime hizmet ediyor?

Hüseyin Gülerce
Hüseyin Gülerce

Adam sözde Müslümanlara hitap eden, tersinden okunduğunda adı NAMAZ olan gazetenin ve Gülen cemaatinin etkili ve yetkili ismi... Hüseyin Gülerce...

Ama kimliğinde Musevi yazan bir işadamı öldüğünde ardından "rahmetli" diyebiliyor.. Daha mı ne yapıyor? Okuyun görün...

Müslümanları İslamiyet'ten uzaklaştırdık. Şimdi sıra Dinler Arası Diyalog'da

Diyalog
Diyalog

Misyonerlerin İtirafı

Vatikan ve Kiliseler Birliği adına "Dinlerarası Diyalog" fikrini ortaya atan misyonerler teşkilâtının lideri Louis Massıgnon'un Misyonerler Zirvesi'nde yaptığı konuşma aynen şöyledir:

Gâvura 'Sen böyle iyisin. Gâvur kal.' diyen Fethullah Gülen

Fethullah Gülen
Fethullah Gülen

Samanyolu Televizyonu’nun 21 Nisan Salı günkü haberinde, Ukrayna’da yayınlanan Favorit isimli mecmuanın Fethullah Hoca ile yaptığı bir röportajdan bahsedildi.

Haber şu başlıkla verildi: DİYALOG ÇALIŞMALARI... GÜLEN UKRAYNA GÜNDEMİNDE... FAVORİT DERGİSİ’NE KAPAK OLDU.


Fethullah Hoca ile ilgili bu haber STV’de verildiği için üzerinde durmaya değer. Habere göre Fethullah Hoca, derginin “Hazreti İsa’nın kişiliği İslam dininde nasıl yorumlanmaktadır?” sorusuna verdiği cevabın bir bölümünde şöyle demiş:

“..... Hz. İsa’ya, Hz. Musa’ya, Hz. Davud’a, Hz. Süleyman’a, Hz. İbrahim’e, kısaca herhangi bir peygambere, bunun gibi İncil’e, Tevrat’a, Zebur’a inanmayan bir kimse asla Müslüman olamaz; bunlardan birine bile inanmamak, kişiyi İslâm dairesinin dışına çıkarır. Bundan dolayıdır ki, İslâm, kendinden önceki İlâhî gelenekleri asla dışlayıcı olmamış, onları kucaklamış, birinci sorunun cevabında arz edilmeye çalışıldığı üzere, onların mensuplarını Ehl-i Kitap olarak telâkki etmiş, kendilerine ona göre davranmıştır.”
Hususiyle dikkat edilmesi için bazı satırların altını çizdim. Gördüğünüz gibi, “İslâm, kendinden önceki İlâhî gelenekleri asla dışlayıcı olmamış,” denilmektedir. Hoca, önce bazı peygamberlerden ve hak kitaplardan bahsettikten sonra, “İlâhî dinler” demiyor da, “İlâhî gelenekler” diyor.
Ancak, Âdem Aleyhisselam’dan beri “İlâhî gelenekler” diye de “İlâhî dinler” diye de bir şey yok, sadece “İlâhî din” vardır o da İslamdır. Çünkü; Allah bir, dini de birdir. Allah’ın -hâşâ- insanların inanmalarını istediği birbirine uymayan ayrı ayrı dinleri yoktur. Kur’an-ı Kerim’in beyanı açık: “Allah indinde din, İslamdır.” (Âl-i İmran sûresi, âyet: 19)

Gerçek böyle olduğu halde, “İslâm, kendinden önceki İlâhî gelenekleri asla dışlayıcı olmamış,” sözünden ne anlayacağız? Eğer “Hıristiyanlığı ve Yahudiliği dışlamamıştır” denilmek isteniyorsa, bunun yanlışlığı ortadadır. Çünkü bu isimleri taşıyan hak bir din yoktur. Yahudilik, Hazreti Musâ’nın tebliğ ettiği hak dinin bozulmuş şeklinin adı, Hıristiyanlık ise Hazreti İsa’nın tebliğ ettiği hak dinin bozulmuş şeklinin adıdır. İslam/Kur’an, bunları dışlamamış değil, tamamıyla dışlamış, mensuplarının da kâfir olduğunu açık açık beyan buyurmuştur. Onun için Peygamberimiz onları İslam/imana çağırmıştır.

Hoca’nın, yukarıdaki sözlerle ne demek istediğini, Favorit Dergisi’nin sorusuna verdiği cevabından anlıyoruz. Fethullah Hoca diyor ki:

“Odessalı Hıristiyanların ise elbette rehberleri, din büyükleri vardır ve onlara söylenmesi gerekeni söylemektedirler. Bir Müslüman, yani dinlerin temel birliğine inanan biri olarak, onların söylediklerinin bir Müslüman’ın söylediğinden ve söyleyeceğinden farklı olacağını düşünmüyorum. Hz. İsa gibi, bizim nazarımızda ülü’l-azm, yani tarih boyu gelmiş peygamberler arasında en büyük beş peygamberden biri olan bir zatın ardından gitmek, onu takip etmek, yapılabilecek en güzel şeylerdendir.”
Bu sözler karşısında söyleyeceklerimizi söyleyelim:

Dinler Arası Diyalog ihanetinin kilit isimlerinden; Mehmet Aydın kimdir?

Mehmet Aydın
Mehmet S Aydın


Mehmet S. Aydın, 1943 yılında Elazığ’da doğdu. 1966 yılında Ankara İlahiyat Fakültesinden mezun oldu. 1967 yılında Felsefe alanında öğrenim almak İngiltere’ye gitti. 1984 yılında profesör olarak Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesine atandı. 2002 yılında yapılan genel seçimlerde İzmir milletvekili olarak parlamentoya girdi. Eserleri; Din Felsefesi, Âlemden Allah’a, İslam Felsefesi Yazıları, Islam en Dialog, İslam’ın Evrenselliği. Mehmet Aydın, bugün Medeniyetler İttifakı denen projeyi yürütmektedir.

Mehmet Aydın, 2. Din Şurasındaki konuşmasında şunları söylemiştir: 

Müslüman oldum, Gerek Yoktu dediler,bunlar Misyonerlik yapıyorlar


misyoner
misyoner

Rus Emine ve Bazı Müslümanlar,

Sovyetlerin dağılmasından sonra Rusya’ya giden ve şu anda Nijninograt şehrinde ticarethane işleten bir arkadaşımın ağzından.

Hadise, arkadaşımın Müslüman arkadaşıyla onun sonrada olan, 20-22 yaşlarında Emine ismindeki hanımıyla ilgili. Emine ismini, Peygamberimiz’in annesinin ismi olduğu için özellikle seçmiş. Emine’nin kocası Tataristan’ın Kazan şehrinden ve Moskova müftülüğüne bağlı Moskova (İslâmî) İlahiyat okulundan mezunmuş.

Arkadaşımın anlattıkları:

“Bu ilahiyat mezunu Rusyalı arkadaşım, bir gün bizim dükkâna geldi.
Yanında da bizim Müslüman hanımların kapandığı şekilde kapalı genç bir hanım vardı. Rusya’da o şekilde giyinen bir hanım yok gibidir. Öyle İslâmî bir kıyafetle görünce memnun oldum ve ayrıca ilgi ve hürmet
gösterdim.

Fettullah Gülen'in kefili CIA ajanı

Fettullah Gülen'in kefili CIA ajanı


Fettullah Gülen, ABD'den Yeşil Kart alabilmek için açıp, kaybettiği davada Rumi Forum'un başkanı Ali Yurtsever'in yardımı ile önemli isimlerden referans mektupları topladı.

Hürriyet Gazetesi'nden Razi Canikligil'in haberine göre Gülen'in ABD'de kalmasına yardımcı olmak için eski politikacılardan CIA ajanlarına kadar pek çok isim seferber oldu.

İşte Gülen'e yeşil kart için kefil olan o isimler:


George Fidas

Gülen'in I-140 yeşil kart başvurusu için mahkemeye sunulan destek mektuplarının ilk sırasında yer alıyor. CIA'dan Analiz ve Prodüksüyon Direktörü olarak emekli oldu. CIA'nın Balkan politikaları uzmanı ve halen Washington Universitesi Uluslarası İlişkiler Bölümü'nde ders veriyor. Yunan asıllı, Joint Military Intelligence Council'de de görevli.

Graham Fuller

Eski CIA ajanı ve yine eski "National Intelligence Council" Başkan Yardımcısı. "RAND Corporation"'da danışmanlık hizmeti veriyor.

Alexander Karloutsos

Gülen için mahkemeye mektup gönderenler arasında ikinci sırada. Merkezi New York'ta bulunan Amerika Yunan-Ortodoks Başpiskoposluğu'nda rahip. Mektubunda Gülen'den övgü ile söz ediyor.

Morton Abramowitz

ABD'nin eski Ankara Büyükelçisi, halen "The Century Foundation" da görevli.

Cesaretiniz var mı? Şu dinler arası diyaloğu ehline soralım?

Cesaretiniz var mı? Şu dinler arası diyaloğu ehline soralım?


Muhterem Diyalogçu kardeşime... Selamdan sonra... Bendeniz isim vererek hiçbir şahsı ve cemaati suçlamam. Tenkitlerim anonimdir. Yazılarımdaki suçlamaları üzerinize almış ve sorularımı, ithamlarımı cevaplandıracak yerde mukabil hücuma geçmişsiniz. Size tekrar çok açık ve seçik şekilde soruyorum:


Birinci soru: Bir tv kanalında bir Alman Diyalog programı yapıyor. Başlangıçta ekranda Sultanahmet Camii görünüyor. Onun arka planından bir haç yükseliyor yükseliyor, camiden büyük hale geliyor. Böyle bir şeyi İslam dini, Tevhid akidesi kabul eder mi? Bunun te'vili var mıdır? Lütfen samimi olunuz ve açık cevap veriniz.

İkinci soru: Mardin'de tarihi Kasımiye medresesinde Dinlerarası Diyalog (veya festival) yapılıyor. Çeşitli kiliselere mensup papazlar, patrikler... Diyanet'in bir müftüsü... Çanlar çılgınca çalınıyor, aynı zamanda Ezan'lar okunmaya başlıyor. Medresenin avlusunda bir havuz var, ortasında tahtadan derme çatma bir köprü yapılmış. Çanlar çalar, Ezan'lar okunurken papazlar ve müftü cenapları tantana ile oradan geçiyorlar. Rivayete göre o köprü Sırat köprüsünü temsil ediyormuş ve üç dinin mensupları oradan geçip Cennet'e giriyormuş... Böyle bir rezalet 1400 yıllık İslam tarihinde görülmüş müdür?


Üçüncü soru: Bir cemaatin gazetesinde "Ehl-i Kitab ile Amentü'de İttifakımız Var" başlıklı bir Diyalog yazısı çıkıyor. Özeti şu: Ehl-i Kitab ile Allah'a, Peygamberlere, ilahi kitaplara iman konusunda birlik halindeymişiz... Şimdi soruyorum: Biz Müslümanlar Tevhid inancına, Hıristiyanlar Teslis inancına bağlıyız. Tevhid ile Teslis birbiriyle bağdaşır ve uyuşur mu?.. Ehl-i Kitab Hz. Muhammed aleyhissalatü vesselamın peygamberliğine, davetine inanmıyor, onu tekzib ediyor. Peki onlarla peygamberlik konusunda nasıl ittifak etmiş oluyoruz? Yine onlar Kur'an-ı Kerimi kabul etmezken, İlahi kitaplar konusunda nasıl birlik olabiliriz? Lütfen zırva te'villeri bırakalım, mertçe cevap verelim.

Fethullah Gülen Soruya Cevap Vermek Yerine Kaçmayı Tercih Etti... Gülen'e Şok Soru;

Fethullah Gülen Soruya Cevap Vermek Yerine Kaçmayı Tercih Etti... Gülen'e Şok Soru;


Kahvaltı ortamında gerçekleşen görüşmede Cüneyt Özdemir'in sorduğu şok edici soru Fethullah Gülen'i kahvaltı masasından kaçırdı. Ve bu soru görüşmeyi bitiren soru oldu.

Gülen ABD Pensilvanya’da yaşadığı 110 dönümlük göletli çiftliğinde, Türkiye’den dört gazeteci ile görüştü. Haber Türk gazetesi yazarı Serdar Turgut, CNN Türk Yayın Danışmanı Ferhat Boratav, 5N+1K programı yapımcısı Cüneyt Özdemir ile Zaman gazetesi yazarı Bejan Matur.

Kahvaltı ortamında gerçekleşen görüşmede Cüneyt Özdemir’in sorduğu şok edici soru Fethullah Gülen’i kahvaltı masasından kaçırdı. Ve bu soru görüşmeyi bitiren soru oldu.

Fethullah Gülen’in yaşadığı çiftlik daha önce Hiristiyan yaz kampı olarak kullanılıyormuş. Şimdi Fethullah Gülen cemaati kullanıyor..!

Time dergisinde Nisan 2010’da yayımlanan bir yazıda Fethullah Gülen’in ilk çalışanlarının da Hıristiyan misyonerler tarafından eğitildiği açıklanmıştı.

İşte o satırlar:

Papa, dünyadan iki kişiyi GİZLİ KARDİNAL TAYİN ETTİ

Papa, dünyadan iki kişiyi GİZLİ KARDİNAL TAYİN ETTİ


(....)

Ne demek bu beyler, ne demek? O Papa ki, bir taraftan dinlerarası hoşgörü turları atarken, diğer taraftan bizi içimizden vuruyor.

Nasıl vuruyor bakın: Hristiyan teoloji uzmanı Aytunç Altındal’ın açıkladığına göre Papa, 1998’de Fethullah Hoca’yla görüşmesinden sonraki günlerde, dünyadan iki kişiyi gizli kardinal tayin etti. Bu gizli kardinaller başka bir dinin mensuplarından seçildi.

Yapılan araştırmaya göre, bu gizli kardinallerden birisi İslam dünyasında “alim” olarak bilinen birisidir. Bu gizli kardinal, mensup olduğu dinin veya mezhebin batıl olduğunu, gerçek dinin Hıristiyanlığın Katolik yorumu olduğunu ilan eder ve bağlılarıyla birlikte bu dine geçer.

ALİ EREN
Gazeteci-Yazar

İpin Ucu Kimin Elinde? Diyalog, Kukla Oynatılan Tiyatrodur.

İpin Ucu Kimin Elinde? Diyalog, Kukla Oynatılan Tiyatrodur.

Dinlerarası Diyalog, hakkında lehte, aleyhte çok şey yazıldı çizildi. Diyalogla yapılmak istenenlere herkes kendine göre bir yorum getirdi. Dinlerarası diyaloğu farklı bir açıdan yorumlayanlardan biri de Sayın Ali Eren’dir. Sayın Eren’in yorumu şöyle:
“İpin ucu başkalarının elinde; biz de Karagöz. Onlar yazmış, biz oynuyoruz: “Diyalog ve hoşgörü” oyunu… Adamlar taa 1965’te“Diyalog, misyonerliğin yeni bir tarzıdır” diyorlardı. Anadolu bizim elimizde olduğu için, “İçimiz yanıyor” diyorlar. “Mukades vatanımız, Müslüman Türklerin istilası altındadır” demekten de çekinmiyorlar. Bize bakışları bu… Daha ne desinler? “Anlayın artık” diye kafamıza tokmakla mı vursunlar?


***


Birkaç senedir bir diyalog ve hoşgörüdür, ısrarla sürdürülüyor. Buna birkaç gün önce de şanlıurfada devam edildi. Organizesini de Zaman gazetesi ve Fethullah Gülen’in onursal başkanı olduğu Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı yapıyor. Şimdi, “Bunda şüphelenecek ne var? Organize eden zaten belli kimseler” derseniz, ben de size “Peki bunu başlatanın kim olduğunu biliyor musunuz?” diye sorarım. (Kim olduğunu aşağıda okuyacaksınız.) Hem de bir işi kimin yaptığına değil, yapılan işe bakmak gerekir.

Milyonlarca Müslümanın İmanları Tehlike Altındadır!

Milyonlarca Müslümanın İmanları Tehlike Altındadır! Vatikan Boş Durmuyor..
Fethullah Gülen eli ile Dinler Arası Diyalog maskesi altında kurulan tuzaklar devam ediyor..

İslam dininin sabiteleri (değişmez hükümleri ve değerleri) vardır. Bunlardan biri de İslam'ın değişmezliği prensibidir.

İslam'da reform, değişiklik, yenilik olmaz, yapılamaz. Böyle bir şey İslam'ı tahrif etmek demektir.

Siyonistler, Haçlılar, Kriptolar büyük paralar ve gayretler harcayarak İslam'da yenilik, reform, değişiklik yapılmasını istiyor.

Ortaya yeni hükümler, yeni değerler çıkartıyorlar.

Kur'ana, Sünnete ve on dört asırlık icma-i ümmete göre, Allah katında tek hak din İslam'dır. Onlar bunu değiştirmek ve yerine "Yahudilik ve Hıristiyanlık da haktır" hükmünü getirmek istiyorlar.

İslam, zuhurundan bu yana tek "İbrahimi dindir". Onlar bunu da değiştirmek, yerine "Üç ibrahimi din vardır" inancını ve hükmünü koymak istiyorlar.

Misyonerlerin İtirafı

Misyonerlerin İtirafı


Vatikan ve Kiliseler Birliği adına "Dinlerarası Diyalog" fikrini ortaya atan misyonerler teşkilâtının lideri Louis Massıgnon'un Misyonerler Zirvesi nde yaptığı konuşma aynen şöyledir:

"Müslümanların her şeyini tahrip ile mahvettik. Dinleri, inançları, ahlâkları, dîne bağlılıkları ve insanî duyguları mahvoldu. Onların millî-mânevî değerlerini Batı medeniyeti potasında eriterek kendimize benzettik. İslâmiyet'ten uzaklaştırdık. İslamiyet'i öğrenmeyi, yaşamayı, namaz kılmayı ve Kur'ân-ı Kerîm öğrenmeyi suç ve geri cilik olarak göstermeyi başardık. Artık çoğu hiçbir şeye tam olarak inanmıyorlar. Ehl-i sünnet îtikâdı başta gelen düşmanımızdır. Bu îtikâdı geçmişte sapık inançlara kanalıze ettik. Son yıllarda ise Müs lüman görünen bazı ilâhiyatçılarla, 14 asırlık dinlerini, itikatlarını, ibâdetlerini tartışır hâle getirdik. Derin bir boşluğa düşürdük. Bun dan sonra siz misyonerlerin işi daha kolaylaştı. Maaş bağlayarak, vize va'di, yurtdışında iş imkânı hattâ fuhşu kullanarak Müslümanları Hıristiyan yapınız...

(M.Necati Özfatura- Türkiye Gazetesi)

Dinler Arası Diyalog Nedir?

Dinler Arası Diyalog Nedir?

İki asıra yakın zamandan beri Papalık, Misyonerlik faaliyetleri ile Hıristiyanlığı Ortadoğu’ya yaymaya, cahil Müslümanları Hıristiyanlaştırmaya çalışmaktadır. Fakat, Afrika ülkeleri gibi, dinden haberi olmayan sadece isimleri Müslüman olan ülkelerde başarı elde etmelerine rağmen, İslamiyetin aslına uygun bir şekilde bilindiği ve yaşan...dığı, Müslüman ülkelerde istedikleri neticeyi alamadılar. Bunun neticesinde, Misyonerlik faaliyetlerine destek verilmesi için Dinlerarası Diyalog ve Hoşgörü projesi gündeme geldi.

Bu çalışmaları yapan Konsil ilk defa 1962′de bu konuyu görüşmek için toplandı. Daha sonraki toplantılarla da misyonerlik faaliyetinin bir parçası olmak üzere “Diyaloğa”önem verilerek devam ettirilmesi kararlaştırıldı. II. Paul‘ün 1991 yılında ilan ettiği Redemptoris Missio (Kurtarıcı Misyon) isimli genelgesinde aynen şöyle diyordu:
“Dinlerarası diyalog, Kilise’nin bütün insanları Kilise’ye döndürme amaçlı misyonunun bir parçasıdır… Bu misyon aslında Mesih’i ve İncil’i bilmeyenlere ve diğer dinlere mensup olanlara yöneliktir. “

Papalık Konseyi misyonunun bir parçası; Fethullah Gülen

Papalık Konseyi misyonunun bir parçası; Fethullah Gülen


Fethullah Hoca’nın Papa’ya hitabına bakalım lütfen:
“Papa cenapları tarafından başlatılan ve devam etmekte olan Dinlerarası Diyalog için Papalık Konseyi misyonunun bir parçası olmak üzere burada bulunuyoruz.”
(10 Şubat 1998, Zaman)

Demek ki Dinlerarası Diyalog denilen çalışmayı kim başlatmış? Papa!


Veee, Fethullah Hoca “Papalık Konseyi misyonunun bir parçası olmak üzere” orada bulunuyormuş! Dikkat, dikkaaat! İslam misyonunun bir parçası olarak değil, Papalık Konseyi misyonunun bir parçası olarak…

Ne demek bu beyler, ne demek? O Papa ki, bir taraftan dinlerarası hoşgörü turları atarken, diğer taraftan bizi içimizden vuruyor.

Nasıl vuruyor bakın: Hristiyan teoloji uzmanı Aytunç Altındal’ın açıkladığına göre Papa, 1998’de Fethullah Hoca’yla görüşmesinden sonraki günlerde, dünyadan iki kişiyi gizli kardinal tayin etti. Bu gizli kardinaller başka bir dinin mensuplarından seçildi.

Yapılan araştırmaya göre, bu gizli kardinallerden birisi İslam dünyasında “alim” olarak bilinen birisidir. Bu gizli kardinal, mensup olduğu dinin veya mezhebin batıl olduğunu, gerçek dinin Hıristiyanlığın Katolik yorumu olduğunu ilan eder ve bağlılarıyla birlikte bu dine geçer.

ALİ EREN
Gazeteci-Yazar

"Ey kulum! Yiyip içip şükür edecektin! Şimdi neden bu halde huzuruma geldin!"

"Ey kulum! Yiyip içip şükür edecektin! Şimdi neden bu halde huzuruma geldin!"


Risale-i Nur okuyup(ya da okumaya çalışıp) da karanlık kuyulara dalmamış, ruh sağlığını bozmamış birine rastlamak zor iş... Hele bir de üzerine Fethullah Gülen'in "Buhranlar Anaforunda İnsan" kitabını ve diğer benzerlerini okumuşsa tamam zaten..

Bir ömür bu kişiyi geri kazanmak, dünyada yeşilin, mavinin, güzelliklerin olduğunu gösterebilmek ve İslam'ın bunlara izin verdiğini anlatabilmek mümkün olmaz daha..

Müslüman olmak ve Müslümanca yaşamak için illa Sanattan, estetikten, bilimden-teknolojiden, maddi kuvvet ve refahtan, dünyanın güzide yeşilliklerinden ve maviliklerinden, mimari sanatından, insana meşru dairede saadet veren bunca dünyevi güzelliklerden, meşru dairede müzikten, edebiyattan, şiirden ve daha Allah ve Rasülünün izin verdiği nice güzelliklerden  uzaklaşarak,  saçma sapan ve ilim oldukları iddia edilen, her tarafı felsefe bataklığı olan buhranlara kapılmak ve Risale-i Nur'un size sunduğu bu karanlıklara dalmak zorunda değilsiniz...
Bakarken kör olanların tedavisi, anadan doğma iki gözü körlerin tedavisinden daha zor galiba... Sizi de bakar körlerden ve Allah adına Allah'ın meşru kıldıklarından kaçan ve Allah'ın emretmediği gereksiz buhranlarla dünyasını perişan edenlerden yapmalarına müsaade etmeyin...

Şok!!! Fethullah Gülen'in kitabı çalıntı! Buhranlar Anaforunda İnsan Kitabı Şemsettin Günaltay'da aşırma...

Şok!!! Fethullah Gülen'in kitabı çalıntı!

"SÖZÜ hiç uzatmadan, kısaca ve apaçık söyleyeyim:

Hafta içerisinde Fethullah Gülen’in son kitaplarından birini, ‘Buhranlar Anaforunda İnsan’ı okumaya başladım ama daha ilk sahifeden itibaren ‘Ben bu cümleleri bir yerden hatırlıyorum’ dedim, düşündüm ve buldum: Fethullah Gülen’in makalelerden oluşan kitabının ilk kısmı, 1949’un 15 Ocak’ı ile 1950’nin 22 Mayıs’ı arasında başbakanlık yapan, İsmet Paşa’nın ve tek partili dönemin son başbakanı olan ve tarih, iláhiyat ve ahlák konularında çok sayıda eser veren bir zamanların çok önemli bir bilimadamının, Şemsettin Günaltay’ın 20. yüzyılın ilk çeyreğinde Türk toplumunun düşünce yapısını derinden etkileyen ‘Zulmetten Nura’ isimli gayet meşhur kitabı ile neredeyse kelime kelime aynıydı.

Fethullah Gülen, Şemsettin Günaltay’ın ilk baskısı 1915’te yapılan ve hálá da sık sık basılan kitabının‘Tanzimatçılık Devri ve Netáyici (sonuçları)’ başlıklı bölümünü günümüzün Türkçesi’ne uyarlamış, makalenin adını değiştirerek ‘Aydınlık Kapıya Doğru’ yapmış ve eseri bizzat yazmış gibi, kendi ismiyle yayınlamıştı. Ama yayın sırasında başka bazı değişiklikler de olmuş, meselá Günaltay’ın makalesinde geçen ‘Türk’ sözü, Gülen’de her nedense ‘mü’min’ halini alıvermişti.


Şemsettin Günaltay’ın bundan 89, Fethullah Gülen’in de sadece dört ay önce yayınlanan kitaplarından birbirleriyle neredeyse aynı olan bazı cümleler, yandaki sütunda yanyana yeralıyor. Günaltay’dan aynen yapılan aktarmalar sadece bunlardan ibaret değil, daha pek çok ve işin daha da garip tarafı, bütün bunlar olup biterken, Şemsettin Günaltay’ın adının Gülen’in kitabında bir defa olsun geçmemesi.

Resulullaha İnanmayan Mü'min Olamaz!


Resulullaha İnanmayan Mü'min Olamaz! 




Soru: “Kelime-i tevhidin La ilahe illallah kısmını söyleyen, fakat Muhammedün Resulullah kısmını söylemeyen insanlara da merhametle bakmalı, çünkü ahirette onlar da Allah’ın sonsuz rahmetine kavuşacak” (bkz. Fethullah Gülen, Küresel Barışa Doğru, s.131) diyenler çıkıyor.
Böyle inanan Müslüman olur mu, Cennete girer mi?

CEVAP: Allah’ın rahmeti, dünyada herkesedir. Ahirette, gayri müslimlere zerresi yoktur. Allahü teâlâ, (Rahmetim her şeyi kaplamıştır)dedikten sonra, (Rahmetim, benden korkup, haramdan kaçan, zekatını veren ve Kur’ana inananlar içindir) buyuruyor. Daha sonra da resule iman edip uymamızı emrediyor. (Araf 156-158)
Resulullaha inanmayan Müslüman olamaz, Cennete giremez.
Kur’an-ı kerim baştan sona kadar Muhammed aleyhisselama iman edip uymayı emrediyor, uymayan Müslüman olamaz, kâfir olur buyuruyor.
İşte bazı âyet-i kerime mealleri:


(Allah’a ve Resulüne itaat edin!) [Enfal 20]

(Resulüme uyun ki, doğru yolu bulun!) [Nur 54]

(Allah ve Resulüne itaat eden, en büyük kurtuluşa ermiştir.)[Ahzab 71]

Fethullah Gülen'in Kitabı İntihal (edebi hırsızlık)!


Fethullah Gülen'in Kitabı İntihal (edebi hırsızlık)!



"SÖZÜ hiç uzatmadan, kısaca ve apaçık söyleyeyim:

Hafta içerisinde Fethullah Gülen’in son kitaplarından birini, ‘Buhranlar Anaforunda İnsan’ı okumaya başladım ama daha ilk sahifeden itibaren ‘Ben bu cümleleri bir yerden hatırlıyorum’ dedim, düşündüm ve buldum: Fethullah Gülen’in makalelerden oluşan kitabının ilk kısmı, 1949’un 15 Ocak’ı ile 1950’nin 22 Mayıs’ı arasında başbakanlık yapan, İsmet Paşa’nın ve tek partili dönemin son başbakanı olan ve tarih, iláhiyat ve ahlák konularında çok sayıda eser veren bir zamanların çok önemli bir bilimadamının, Şemsettin Günaltay’ın 20. yüzyılın ilk çeyreğinde Türk toplumunun düşünce yapısını derinden etkileyen ‘Zulmetten Nura’ isimli gayet meşhur kitabı ile neredeyse kelime kelime aynıydı.

Fethullah Gülen, Şemsettin Günaltay’ın ilk baskısı 1915’te yapılan ve hálá da sık sık basılan kitabının ‘Tanzimatçılık Devri ve Netáyici (sonuçları)’ başlıklı bölümünü günümüzün Türkçesi’ne uyarlamış, makalenin adını değiştirerek ‘Aydınlık Kapıya Doğru’ yapmış ve eseri bizzat yazmış gibi, kendi ismiyle yayınlamıştı. Ama yayın sırasında başka bazı değişiklikler de olmuş, meselá Günaltay’ın makalesinde geçen ‘Türk’ sözü, Gülen’de her nedense ‘mü’min’ halini alıvermişti.

Bu güne değin en çok tıklanılanlar